Trabzon Balıketli Partner Melis

Hepatit Hastalığı Hakkında Detaylı Bilgiler! Türkiye’de yaşayan ve aktif sosyal hayatı olan herkesin hepatit aşısı olması gerektiği söyleniyor. Karaciğere ciddi hasar veren bu hastalıkla ilgili, özellikle gezginlerin bilmesi gereken çok şey var.

Hepatit Hastalığı Hakkında Detaylı Bilgiler

Hepatit Nedir?

Dünya gündeminden düşmeyen Hepatit hastalığı, sanatçılara da esin kaynağı olmuş anlaşılan. Alain Resnais’nin, eski filmi Hayat Bir Şarkıdır filminden bir sahne var aklımda. Kendisini hasta hisseden ve doktor doktor dolaşan kahramanımıza, gittiği üçüncü uzman da teşhis koymakta zorlanır ve son ihtimal olarak aklına Hepatit gelir. “Sakın Hepatit B olmayasınız?” diye sorar doktor ve “Hepatit mi, o da ne?” diyerek dehşet içinde kendisine bakan hastasına açıklar: “Hem her şeydir, hem hiç bir şey; ya siroza götürür ya da hiçbir şey yapmaz. Yani bir çeşit piyangodur.”

Hepatit, ülkemizde medya tarafından en sık konu edilen hastalıklardan biri. Çocukları, gençleri, aktif sosyal hayatı olan yetişkinleri, özellikle de kalabalık ortamlarda çalışanları, sık seyahat edenleri, gittikleri yerlerin “nimet”lerinden yaralanmak isteyenleri, hiç akla gelmeyecek uzak kültürleri merak edenleri ve daha birçok hareketli kişiyi tehdit eden bir hastalık.

Karaciğere ciddi hasar veren Hepatit hastalığı öyle hafife alınacak cinsten değil. Hepatit’in A, B, C, D, E, F, G gibi türleri olduğu biliniyor. Belki ileride alfabenin diğer harflerine de bulaşır, kim bilir? En sık görülen türlerden olan Hepatit A’nın, gıdalarla, aynı kaptan yemek yemek ya da su içmek yoluyla kolayca bulaşan ve çok çabuk yayılan bir tür olduğunu; Hepatit B’nin ise tıpkı AIDS gibi, kan yoluyla, cinsel temasla ya da açık yaraya tükürük gibi vücut salgılarının bulaşması yoluyla geçen, ama daha ağır sonuçlar doğuran bir tür olduğunu bilmek gerekiyor.

Aşı olmak gerekiyor

Hastalığın tedavisi; bağışıklık sistemini güçlendirici bazı ilaçların yanı sıra, diyet ile uzun bir yatak istirahatini gerektiriyor. Hepatit hastalığına karşı koruyucu iki ayrı aşı geliştirilmiş: Hepatit A ve Hepatit B aşıları. Bu aşıların tedavide kullanılmasının geçmişi ancak 5 – 10 yıl öncesine dayanıyor. Uzmanlara göre, Türkiye’de yaşayan herkesin, Hepatit A ve B aşılarını olması gerekli.

Daha zararsız görülmesine rağmen Hepatit A, kişiyi üç hafta yatak istirahatine zorlayan, bir seneye yakın perhizi olan ciddi bir hastalık. Hepatit B ise, zor bulaşmasına rağmen, daha tehlikeli ve % 5 oranında öldürücü olabiliyor. Şu anda Türkiye’nin güneydoğusunda yaşayanların % 90’ı Hepatit A geçirmiş durumda. Türkiye nüfusunun da % 5 – 10 kadarının taşıyıcı olduğu tahmin ediliyor ki, bu da 3 – 6 milyon insan demek…

Aşı yaptırmaya karar verdiniz

Muayene olduğunuzda, doktor uygun görürse, sizden kan alacak ve Hepatit testini uygulayacaktır. Temizseniz, aşı hemen yapılıyor. Ancak daha önce hastalığı geçirmişseniz veya taşıyıcıysanız, aşılama yapılmasına gerek yok.

Bugün dünyada kabul gören iki ayrı aşılama takvimi var: Bunlardan birincisi, Dünya Sağlık Örgütü’nün Türkiye gibi, bulaşıcı hastalık riskinin yüksek olduğu ülkelere önerdiği takvim. Yabancı ülkeler, gazetecilerini veya çalışanlarını bizimki gibi ülkelere gönderirken bu takvimle aşılıyor. İlk aşıdan bir ay sonra ikinci aşı, bundan bir ay sonra da üçüncü aşı yapılıyor. Hatırlatma dozu ise, bir sene sonra tek doz olarak uygulanıyor. İkinci aşı takvimi ise şöyle: İlk aşıdan bir ay sonra ikinci aşı, 6. ayda üçüncü aşı, bundan bir yıl sonra da tek doz hatırlatma aşısı.

Hepatit B aşısı, ender olarak, enjeksiyon yerinde kızarıklık ve hafif ağrı ile hafif ateşe neden olabilir. Üç doz halinde yapılan uygun bir aşılamadan sonra, aşının koruyucu etkisi % 95 oranında ortaya çıkar. Aşının tutup tutmadığından emin olmak için, 3. doz aşıdan 6 – 8 hafta sonra kan testi uygulatabilirsiniz.

Trabzon Klas Esmer Partner Özlem

Hepatit ve Hepatit Türleri Nelerdir? Virüslerin yol açtığı bir hastalık olan Hepatit; karaciğerde iltihaplanmaya neden olur. Vücuda giren Hepatit virüsü, karaciğere yerleşip çoğalmaya başlar ve hücreleri hasara uğratarak karaciğerin işlevlerini bozar. Virüs tipine göre kuluçka devresi de farklıdır: Hepatit A’da bu süre 10 – 15 gün, Hepatit B’de ise 40 – 180 gün arasında değişir. Hastalık, erken dönemlerinde grip benzeri belirtilere sahiptir: baş ağrısı, ateş, yorgunluk, halsizlik, iştahsızlık, bulantı, karın ağrısı, üşüme titreme gibi… Hepatit virüsünün yan etkisi olarak sarılık görülürse, hastalık hemen teşhis edilebilir; görülmezse gözden kaçabilir.

Hepatit ve Hepatit Türleri Nelerdir?

Hepatit A

Ülkemizde en sık görülen hepatit türü. Viral Hepatit (bulaşıcı sarılık) olarak da bilinir. Bulaşıcı hastalıkların çoğu gibi; tuvalet kullanımında hijyene dikkat etmemekle, virüs bulaşmış yiyeceklerle, ortak kaplardan yeme ve içme yoluyla bulaşır. Hiç belirti göstermeden “grip gibi” geçirilebildiği gibi; birkaç günden, 4 – 6 haftaya kadar süren, belirgin bir sarılık şeklinde de seyredebilir. Nadir olarak çok şiddetli yaşanır.

Hepatit B

Hepatit B virüsü, sigaradan sonra bilinen en yaygın kanser nedeni. Virüsü alanların % 95’inden fazlası kendiliğinden iyileşirken, hastalığı geçiren kişilerden çok azı (% 5 – 10) kronikleşir. Çocukluk çağında hastalığı geçiren kişilerde ise enfeksiyon, kronik seyreder. Hastalık esas olarak, virüs bulaşmış kan ve vücut sıvılarıyla (kan, tükürük, gözyaşı, idrar, meni, vs.) taşınır. Damar yoluyla ilaç kullanmak, dövme yaptırmak, virüslü aletlerle geçirilen operasyonlar, diş çekimi veya doğum gibi müdahaleler, manikür ve cinsel temas, risk taşır. Aşıyla tamamen önlenebilir.

Hepatit C

Öncelikle genç yetişkinlerde görülür. Hepatit B’den farklı olarak, genellikle bağışıklık sisteminin gözünden kaçan bir tür olduğundan; vücut, virüsü kendi kendine ortadan kaldıramaz. Hepatit B’ye göre, kronikleşme olasılığı daha fazladır. Yayılması vücut sıvılarının bulaşması yoluyla olur. Aşısı bulunmadığından, önlenebilmesi dünyada ve ülkemizde hâlâ zor.

Hepatit D

Bir çeşit parazit virüstür; varlığını ancak Hepatit B ile birlikte sürdürebilir. Bünyede Hepatit B virüsü yoksa Hepatit D virüsü de enfeksiyon yapmaz. Hepatit D, vücudun tolere edebildiği Hepatit B enfeksiyonunun daha ağır yaşanmasına neden olabilir.

Trabzon Büyük Göğüslü Partner Pınar

İdrar Yolu Enfeksiyonunda Risk Faktörleri Nelerdir?

Risk faktörü enfeksiyonun oluşabileceği zeminin yatkınlığı açısından önem taşır.

  • Cinsiyet: İdrar yolu enfeksiyonlarına kadınlarda daha sık rastlanır. Kadınların idrar yolları anüse daha yakın olduğundan bakteri üreme riski daha fazladır.
  • Cinsel İlişki: İdrar yolu enfeksiyonu, cinsel yönden aktif kadınlarda daha sık görülür.
  • Bazı Doğum Kontrol Yöntemleri: Korunma yöntemi olarak diyafram kullanan kadınlarda idrar yolu enfeksiyonlarına sıkça rastlanır.
  • Yaş: Menopoz döneminde kadınların vajinal bölgesinde daha az mukus salgılanır. Mukus bakterinin çoğalmasını önler. Bu yüzden menopoz döneminde hormon tedavisi gören kadınların görmeyen kadınlara oranla daha az idrar yolu enfeksiyonu geçirdiği bilinmektedir.
  • Böbrek Problemleri: Böbrek hastalığı, böbrek taşı vb. rahatsızlıkları olan kişilerde idrar yolu enfeksiyonlarına daha sık rastlanır.
  • Kronik Hastalıklar: Bazı kronik hastalıklar, örneğin; diyabet hastalığı olan kişilerde hastalık bağışıklık sistemini zayıflattığından, hastalığın görülme riski fazladır.

İdrar Yolu Enfeksiyonunun Nedenleri Nelerdir?

Enfeksiyon genellikle midede oluşan bakterinin anüs yoluyla dışarıya atılması sırasında bakterinin üriner sisteme geçmesi yoluyla gelişir. Bu bakımdan özellikle kadınlarda vajinal temizlik çok önemlidir.

*Sistit (Mesane İltihabı) ve böbrek iltihabı da idrar yolu enfeksiyonlarına yol açabilmektedir.

İdrar Yolu Enfeksiyonunun Teşhisi

Tedavi genelde hastanın şikâyetleri üzerine teşhis konulması ve uygun ilaç tedavisinin verilmesiyle başlar.
Ancak bazı durumlarda ek testler istenebilir:

  • Hasta erkek ise: Enfeksiyon erkeklerde pek sık görülmediğinden doktor bazı ek testler isteyebilir.
  • Hamilelik: Hastada hamilelik söz konusu ise yine ek testler istenebilir.
  • İdrarda kan varsa: İdrarda kan görülmesi mesane kanseri riskini ortaya çıkardığından, yine ek testler yapılması gerekebilir.

Ek testlerden bazıları şunlardır

  • İdrar testi: İdrarda bakterinin varlığının kanıtlanması açısından önemlidir.
  • Sitoskopi: Doktor ucunda lens olan sitoskop adında uzun bir aletle idrar yolundan içeriye bakar ve enfeksiyon dışında herhangi bir belirti olup olmadığını inceler.
  • Ürografi: Doktor hastaya bir sıvı enjekte eder ve x-ray sayesinde sıvının idrar yolunda nasıl dolaştığını inceler. Hastalığın veya hastalıkların teşhisi açısından önemlidir.

İdrar Yolu Enfeksiyonunun Tedavisi

Tedavi çeşitli yöntemlerle teşhis edilen üriner sistem hastalıklarından hangisi ise ona uygun şekilde başlar. Tedavide kullanılan yöntemler şunlardır:

  • Uygun antibiyotikler
  • Çeşitli ağrı kesiciler
  • Bol sıvı alımı
  • Dinlenme

İdrar Yolu Enfeksiyonunu Önleme

Eğer kronik kabızlık çekiliyorsa bir an önce tedavi edilmelidir.

  • İdrarı tutmak idrardaki bakteri oranını artıracağından idrarı tutmamak ve sık tuvalete gitmek önemlidir.
  • Anüs temizliğini önden arkaya doğru yapmak bakterinin vajinal bölgeye yerleşmesini önler.
  • Günlük vajinal temizlik yapmak, cinsel ilişki öncesinde vajinal temizlik yapmak ve sonrasında ise mesaneyi boşaltmak önemlidir.
  • İritasyon yaratabilecek kadın ürünlerinden (kokulu vajinal deodorantlar, jeller, kremler, renkli ve kokulu tuvalet kâğıtları, günlük pedler vb.) uzak durmak önemlidir.
  • Bol su tüketmek hastalığın çabuk iyileşmesinde önemli rol oynar.

Trabzon Fotomodel Partner Didem

İdrar Yolu Enfeksiyonunun Belirtileri Nelerdir? İdrar Yolu Enfeksiyonu Nedir? İdrar yolu enfeksiyonu üriner sistemimizi etkileyen bakteriyel bir enfeksiyondur. Üriner sistemimiz iki böbrek, iki üreter, idrar yolu, mesane ve iki büzücü kastan meydana gelir. Üriner sistemimiz aynı zamanda idrar üretir, saklar ve vücuttan atılması gerektiğinde idrarı elimine eder.

İdrar yolu enfeksiyonu genellikle ‘’ Escherichia coli’’ adıyla bilinen bakteri sayesinde meydana gelir. İdrarımız çeşitli tuzlar, atık maddeler ve çeşitli sıvılardan meydana gelir ancak buna rağmen herhangi bir bakteri içermez. Escherichia coli vb. bakteriler üriner sisteme giriş yaptığında idrar içerisinde hızla çoğalır ve bunun sonuncunda idrar yolu enfeksiyonu meydana gelir.

İdrar Yolu Enfeksiyonunun Belirtileri Nelerdir?

  • Aşağı Üriner Sistem Enfeksiyonu Belirtileri (İdrar Yolu ve Mesane)
  • Bulanık idrar
  • İdrarda her zamankinden farklı bir koku
  • İdrarda kan
  • Çok sık idrara çıkma
  • İdrarı tutmakta zorlanma
  • İdrar yaparken ağrı veya zorlanma
  • Kasık ağrısı
  • Sırt ağrısı
  • Genel olarak halsiz hissetme
  • Kasık bölgesinde hassasiyet

Yukarı Üriner Sistem Enfeksiyonu Belirtileri (Böbrekler ve Üreterler)

  • Yüksek ateş (38 derece ve üzeri)
  • Titreme
  • Kusma
  • İshal
  • İdrar yaparken aşırı zorlanma ve ağrı hissetme

*Bu belirtilere ek olarak aşağı üriner sistem enfeksiyonunun belirtileri de görülebilir.

Trabzon Yabancı Uyruklu Partner Alara

İnek sütü alerjisi besin alerjileri arasında en sık görülen alerjilerdendir. Sık görülen alerjiler arasında birinci sırada deniz ürünleri ve fındık – fıstık ürünleri, ikinci sırada inek sütü alerjisi yer alır. İnek sütüne karşı vücutta bazı tepkiler görülür.

İnek Sütü Alerjisi

Belirtileri; döküntü yapabilir, solunum sistemi sıkıntı yaratabilir, mide-bağırsak sistemi üzerinden sıkıntı yapabilir. Aile hikâyesi inek sütü alerjisinde etkili olabilir. Ailesinde süt alerjisi olan birisinde inek sütü alerjisine karşı yatkınlık söz konusudur.

İlk 6 ay inek sütü alerjisi ortaya çıkar mı?

Normalde bebek ilk 6 ay boyunca inek sütü ile tanışmaz. Buna rağmen ilk altı ay içerisinde de annenin inek sütü tükettiği durumlarda, inek sütü alerjisi bebekte tepkimeye yol açabilir. Bu olayın çok anlamlı bir açıklaması yoktur. Bu durumda annenin bir süre inek sütü ürünlerini tüketmemesi gerekir. Annenin dana eti tüketmesini kesmek bile söz konusu olabilir.

Alternatif olarak tüketilebilecek besinler nelerdir?

Anne bu gibi durumlarda soya sütü veya keçi sütü tüketebilir. İnek sütü proteini alerjisi olanlarda bu sütlere karşı da alerjik reaksiyon görülebilir. Sıklıkla bu alerji 6.aydan itibaren ortaya çıkar. Anneler daha ilk denemelerde bebeklerin dudak kenarlarında döküntüler olduğunu fark ederler.

İnek sütü alerjisi geçici mi?

İnek sütü alerjisi genellikle geçicidir. Çok büyük kısmı 2 yaştan itibaren geçebilir. Çok az kısmı 3 yaştan sonra devam edebilir. İlk bir yıl içinde bebek gerçek anlamda inek sütü içmez. Ama protein mamalar da inek sütü içerebilirler. Bebek çok şiddetli bir solunum sıkıntısına giriyor, öksürüyor veya morarıyorsa ve bunun gibi şiddetli belirtiler gösteriyorsa inek sütü bebeğe verilmemelidir.

Genel olarak besin alerjileri

İlk bir yıl içinde ek besinlere başlandıktan sonra besin alerjileri sık görülmeye başlar. Anne belli besini tanımlıyorsa o besini bebeğe fazla vermemelidir. 6. ayda anne sütünün yanına tahıllar, yoğurt, meyveler, sebzeler ilave edilir ve aylar içinde bu besinler artar.

Besin alerjilerinin tanısında şöyle bir sıkıntı var; normalde alerji durumlarında kanda IgE maddesi yükselir. Bir takım besin alerjilerinde IgE maddesi kanda yükselmez. Bebekte veya çocukta belli besine karşı alerji olabilir. Bu alerjilerin belirtilerine göre besini diyetten çıkarmak gerekebilir. Besin alerjileri ile ilgili en iyi tanı annenin gözlemleri, belirtiler ve doktorla annenin beraber hareket etmesidir. Bunun dışında bazı testler yapılabilir. Bütün tetkiklere rağmen çok da ispat edilemeyen durumlarda annenin gözlemleri ve belirtilere göre hareket edilebilir.

Besin alerjilerinin tedavisi

Besin alerjisi olan besini diyetten çıkarması gerekir. Süt alerjisinde süt içeren tüm besinleri diyetten çıkarmak gerekir. Örneğin; yoğurt diyetten çıkarılıyorsa, yoğurt içeren tarhanayı da çıkarmak gerekir. Nadiren farklı tedavi yöntemlerine de başvurulabilir.

Trabzon Fotomodel Azdırıcı Partner Pelin

Kabızlık her yaştan herkesin başına gelebilir. Peki, kabızlık nedir hangi yiyecekler iyi gelir nasıl giderilir. Kabızlık, bağırsak hareketlerinin yetersiz olması durumu olarak söylenebilir. Tıbben haftada üçten az dışkılama olarak tanımlanır. Kabızlık farklı kişilerde farklı anlamlara gelebilir. Örneğin sert dışkı, tam boşaltamama veya zorlu geçen dışkılama söylenebilir. Tabi bunların her birinin ayrı ayrı nedenleri bulunmaktadır.

Kabızlık

Kabızlığa, düşük lifli yiyeceklerin yenmesi, kafeinli içecekler, hareketsizlik, hormonal bozukluklar (trioid hastalıkları), kalın bağırsak daralması neden olmakla beraber alınan bazı ilaçlarda buna neden olabilir. Kabızlık çoğu zaman geçicidir. Sağlıklı beslenme ve egzersizlerle ortadan kaldırabilir. Eğer kabızlık uzun süre devam ediyorsa muhakkak hekime başvurulmalıdır.

Kabızlığa engel olmak için şunları sıralayabiliriz

  • Lifli yiyecekler sık tüketilmelidir.
  • Düzenli olarak günün belli saatlerinde tuvalete gidilmelidir.
  • Sıvı tüketimi artırılmalı bol su içilmelidir.
  • Hareketsizlikten kaçınılmalı eğer mümkünse egzersiz yapılmalıdır.
  • Tuvaletiniz geldiğinde bekletilmeden tuvalete çıkılmalıdır.

Trabzon Genç Yeni Partner Nilay

Karın Ağrısı Nasıl Geçer? İnsanlarda en fazla görülen rahatsızlıkların başında gelen karın ağrısı, sonradan gelecek olan hastalıkların habercisidir. Aniden giren şiddetli ağrılarda hemen sağlık kuruluşuna başvurmak gerekir. Fazla yemek, uygunsuz saatte yemek ya da bazı enfeksiyonlar karın ağrısına sebep olabilmektedir.

Karın Ağrısı Nasıl Geçer?

Karın ağrısına neden olabilecek durumlar nelerdir?

İdrar yolu enfeksiyonları, gaz sıkıştırması, hazımsızlık, fıtık, besin zehirlenmesi, zatürre, gıda zehirlenmesi, beslenme bozukluğu, böbrek taşı, safra kesesi taşı, adet kanamaları, kan hastalıkları karın ağrısının başlıca sebeplerindendir.

Hangi durumlarda doktora başvurmak gerekir?

Baygınlık hissi, bulantı, kusma, şiddetli ve artarak devam eden durumlarda, karın ağrısının göğse ve omza kadar nüksetmesi durumunda, dışkıda kan görüldüğü durumlarda, karında gerginlik ve şişkinlik olduğu durumlarda doktora başvurmak gerekir.

Bitkisel yollarla karın ağrısı nasıl önlenir?

  • Basit düzeyde çekilen karın ağrılarını bitkisel yollarla önlemek mümkündür. Bunun için yapılması gereken basit tarifler şöyledir.
  • Bir çay fincanına ya da cezvede kaynatılan bir bardak suya nane ve limon kabuğu katılarak demlenmesi için kısa bir süre bekledikten sonra içilir. Özellikle çocuklarda ve ilk etapta karın ağrısı için yapılan oldukça etkili tedavi yöntemidir.
  • Bir çay fincanı kaynar suyun içine bir miktar tarçın katılıp demlendikten sonra içilir.
  • Bir çay fincanı kaynar suyun içine bir miktar anason katılıp günde 3 defa içilirse karın ağrısına iyi geldiği bilinmektedir.
  • Bir çay fincanı kaynar suyun içine papatya katılıp demlendikten sonra içilir.
  • Eskiler karın ağrısı için karın üstüne iki kat havlu koyup üzerinde ütü gezdirirlermiş ya da kızgın tuğla koymak da ağrıyı dindirmektedir.

Trabzon Otele Gelen Escort Bayan Hale

Karın Şişkinliğinden Kurtulmak için Ne Yapılmalı? Yakın gelecekteki bir etkinlik için karın şişkinliğinden kurtulmak mı istiyorsunuz? Güzel bir kıyafetin içindeki görünüşünüzü şişmiş bir mideden daha fazla bozacak bir şey sanırım yoktur. Eğer karın şişkinliğinden mustaripseniz bir de benim listeme göz atmanızı öneririm.

Karın Şişkinliğinden Kurtulmak için Ne Yapılmalı?

Su ve Limon

Limonun doğal direktik olduğunu biliyor muydunuz? Suyunuza birazcık limon sıkmak karın şişkinliğinden kurtulmanıza ve sonuç olarak düz bir mideye sahip olmanıza yardım edebilir.

Kafein Tüketmemeniz Gerekmektedir

Kafein tüketmek vücutta dehidrasyonu artırarak karın şişkinliğine neden oluyor. Ayrıca kafeinin karın bölgesinde kramplara neden olduğu da biliniyor. Eğer soda veya herhangi bir karbondioksitli içecek içiyorsanız, bilesiniz ki karın şişkinliğinizin sebeplerinden birisi bu içecekleri son damlasına kadar içmenizdir. Bunların yerine suya dönmenizi öneririm.

Sodyumu Azaltmanız Gerekiyor

Çok fazla tuz tüketmek vücutta tutulan su miktarını artırır, yani tuza batmış yemeklerden uzak durun. Günlük olarak 1500 mg bence iyi bir limit. Bir şey almadan önce gıda etiketlerine bakmayı alışkanlık edinin ve gerek sodyum için gerek diğer besin maddeleri için, yani kutuda yazan her değer için hesaplama yaparken bir porsiyonun miktarına bakıp hesaplama yapın.

Potasyum Tüketimini Arttırın

Karın şişkinliğine elveda demek için yanında biraz suyla muz yiyin. Potasyum deposu olan muz vücudunuzun sıvı dengesini düzenleyecektir. Bu düzenleme de karın şişkinliğinden kurtulmanıza kesinlikle yardım eder. Günde 1 muz yiyin ve sonuçları gözleyin.

Terlemeye Çalışın

Eğer vücudunuzda fazla su tuttuğunuzu düşünüyorsanız, pek tabii ki bu sudan kurtulmanın en basit yolu terlemektir. 45-60 dakika arası kendi seviyenize göre bir kardiyo sekansı sizi tuttuğunuz sudan arıtmaya yetecektir. Çalışmayı bitirdiğinizde ise limonlu suyunuzu içmeyi unutmayın.

Karbonhidrat

Karın şişkinliğinizi azaltmak için vücudunuza giren karbonhidrat miktarını sınırlandırmalısınız. Karbonhidratlar vücutta suyu tutabiliyor, bu da kuşkusuz şişkin bir mide ile sonuçlanıyor.

İyi Uyumaya Çalışın

Günün çoğu vakti uyanık gezmeniz vücudunuzun kilo aldırıcı bir hormon olan kortizol salgılamasına neden oluyor olabilir. Uyku eksikliği vücudunuzda su tutarak karın şişkinliğine sebep oluyordur belki de. Bunu engellemek için 7-9 saat uyumaya bakın ve kuşkusuz bu sayede daha da fazla enerjiye sahip olacaksınız.

Karın şişkinliğine elveda demek için gerekenleri artık biliyorsunuz, hangileri aklınıza yattı? Benim son olarak demek istediğim tek şey; ne yaparsanız yapın sindirim sisteminizi düzene sokmak ve iyi hissetmek için sağlıklı bir diyete sahip olduğunuzdan emin olun.